GALİBİLİK
Galibi Tarikatı (Galibilik): Kadiri ve Rufai tarikatlarının birleşiminden doğan, Muhammedi Tasavvufun bir koludur. Peygamberinin getirdiği ahkam dan ayrılmadan, zamanın haramiyeti belli olanların dışında, medeniyet ve teknolojiyi Tasavvufi bir anlayış içerisinde dinin vazgeçilmezi kabul eden H.Galip Hasan Kuşçuoğlu'nun, Kuran ve Hakikatten ayrılmadan, Emri İlahiler ışığında, Asrın idrakı ile, Dini anlayış ve dünyayı görüşüne göre, 21.yüzyılda sistemleştirdiği; mezheb olarak Hanefi, meşrep olarak Alevi olan Muhammedi bir tarikattır.

EĞER FORUMUZA KAYITLI DEĞİLSENİZ KAYIT OL SEKMESİNE TIKLAYARAK 1 DAKİKA İÇİNDE KAYIT OLUN . FORUMUMUZDAN SINIRSIZ YARARLANMAK VE PAYLAŞIMLAR YAPABİLMEK İÇİN SİZLERİ BEKLİYORUZ . ÜYEYSENİZ GİRİŞ YAP SEKMESİNDE FORUMA GİREBİLİRSİNİZ .

TELİF ETTİĞİ ESERLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

TELİF ETTİĞİ ESERLER

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:01 pm

* Muhtaç Olduğumuz Kardeşlik[1].
* Tasavvuf ve Zikrullah[2].
* Metafizik 1[3].
* Metafizik 2[4].
* Merhameti İlahiden Rahmet Damlaları[5].
* Hz.Kuranda Tesettür,Hicap ve Edep[6].
* Galibi vazifelilerinin Tarik-i Mustakim Mekarimi Ahlak Tasavuf prensipleri[7]
* Mini Hac Rehber


En son By_Carpe_Diem tarafından Perş. Nis. 22, 2010 5:07 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Muhtaç Olduğumuz Kardeşlik

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:01 pm

Galib Efendi’nin ilk kaleme aldığı eserdir. Eserde mânidar ifadelere yer verilmiştir. Yediyi aşkın baskı yapan eser Galib Efendi’nin fikirlerini toplayan ve sonradan yazacağı eserlerine zemin hazırlamıştır. İsa Yalçi tarafından hazırlanan İlahiyat Fakültesi lisans tezinde tamamen esere yer verilmiştir.

Kapağına muhteviyatı özellikle yazılan eserde, çeşitli ayetler tefsir edilmiştir. Eserin sonunda günlük olarak yapılması gereken evrat tarif edilmiş, istiharenin yapılış biçimi üzerinde durulmuştur. Galib Efendi’nin yazmaya başladığı ilk eser olma özelliğini taşıyan eser, içinde pek çok konuyu içermektedir. Bu konular, evliyalık, hikmet ve marifet, emr-i bi’l-marûf nehy-i ani’l-münker yapacak kişilerde bulunması gereken özellikler, felsefe ve tasavvuf karşılaştırılması, bütün semavî dinin bir tane olduğu, tasavvufun manası, dinin bizzât terakkiyât olduğu, mehdi inanışı ve bunlar üzerindeki çelişkiler, hurafeler, Allah yolunda cihat, evliya kelimesinin Türkçe’deki dost olamayacağı, kadının derece ve kıymeti, burhan, zuhr-ı âhir, istihâre, gibi konular akıcı bir üslup ile ele alınmıştır.

Bu konulardaki fikir ve görüşlerini anlatırken Kur’ân-ı Kerim ve hadisleri dâima göz önünde bulundurmuş, diğer eserlerden iktibaslarla değil, hal olarak yaşayarak, tecrübe ederek, gönül alemine danışarak bu konuları anlatmıştır. Eser de önemini buradan almaktadır. Eser iktibaslarla değil, ilhâmât-ı ilâhilerle telif edilmiştir.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Tasavvuf ve Zikrullah

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:02 pm

Bu eserini telif etmeye başladığı, 16/07/1997 tarihi mevlit kandiline isabet etmiştir. Bu kandil için yapmış olduğu sohbette de böyle bir eser vücuda getireceğini, bu eserinde Allah’ın zikri ile ilgili düşüncelerini ifade edeceğini duyurmuştur. İlk yazdığı ifadelerini ve bu eserin sebeb-i telifini şöyle ifade etmiştir.

Allah kısmet ederse yeni bir şey daha yazacağım inşallah. Hoş yazmasam da arkadaşlar beni, teşvik ediyorlar Allah razı olsun. Yoksa bu yaşta iteklemeden gidilmeyecek. Kur’an-ı Azimuşşan’da, ne kadar zikir âyeti varsa onları toplayıp âciz izaha çalışacağım. Başladım da bu gün, şöyle başladım. Tabi Fatihalardan sonra. Allah’ın mescitlerinde, bu mescit kimin mescidi, Allah’ın mescidi. Bak Antalya’ya levha koyduk, buraya da koyarız isterseniz, buraya da koruz. Şimdi Antalyalılar Allah’ın câmisi demeyince kimse bilmiyor. Allah câmisine diyorlar toplanıyorlar orada. Belediye Resi de anonsunda öyle demiş. Allah câmisinin önünde toplanacağız tamam. Hepsi Allah’ın da. Allah’ın evleri şubeleri, beytullah Allah’ın evi. Burası da şubeleri. Allah layık kılsın. Allah’ın mescitlerinde Allah’ın adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim olur, kim vardır. Çok dikkat edin. sarih, Bakara 114. Ayet. Aslında onların oralara, ancak korkarak girmeleri gerekir. Bunların için dünyada bir rezillik, o türlü insanlar için bir rezillik ahirette, büyük bir azap vardır. Tekrar ediyorum, ezberleyin bunu. Buna benzer nice ayetler var inşallah çıkaracağız, böyle izah edeceğiz, abd-i aciz. Allah’ın mescitlerinde Allah’ın adının anılmasına engel olan ve onların harap olmasına göz yuman ve o meclislerin rahatsız olması için göz yuman, dikkat edin yoksa mescit harap demiyor. O zikredenlerin harap olmasına harap olandan daha zalim kim vardır, daha zalim kim vardır. Aslında bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir, korkarlar giremezler oraya, girememeleri lazım. Girselerdi korkarak girmeleri lazım. Çok dikkat edin çok önemli şeyler bunlar, düşündürücü şeyler. Bunlar için dünyada, bu tip insanlara için dünyada, bir rezillik, rezillik var başka bir ifade yok, ahirette de büyük bir azap vardır. Sadakallahu’l-azim.”[43]

Galib Efendi bu düşüncelerle bu eserini telif etmiştir. Zikirle ilgili olan ayetlerden başlık yaparak bu ayetleri kendi üslûbuna göre izah ve tefsir yapmıştır. Eser tamamen teliftir. Zikrullahı geniş bir şekilde izah etmesinin yanında değişik konuları da yer vermiştir. Hayatıyla ile ilgili bazı detaylara bu eserinde yer vermiştir. Galibî kolunun verilmesi, Şeyhi Hacı Mustafa Yardımediciye nasıl eriştiği, gibi hayatıyla ilgili önemli detaylara bizzat kendi lisanı ile yer vermiştir. Son bölümlerde ise günlük olarak yapılan virtlerin nasıl yapılacağını ve bu virtlerin faziletlerini izah etmiştir. Ayrıca özellikle üzerinde durduğu müslümanın tanımına bu eserinde de rastlanılmaktadır. Bu bağlamda ehl-i kitaba bakışını da izah etmiştir. eser tamamen telif bir ser olup yukarıda belirtilen konu başlıklarını kendi hayat tecrübesiyle ve ilham dünyasının kendisine verdiği feyizle telif etmiştir. Satır aralarında çok önemli mesajlar vermiştir.

Bu abd-i aciz şunu gördüm. Kesinlikle şahit oldum. İlme’l-yakînin verdiği meyveyi ayne’l-yakin hakka’l-yakinde aramayıp da madde aleminde aramak keçi boynuzundan bal yemeye benzer. Bu çeşit ifadelerle örülmüş olan eser, manevî açlık ve susuzluk çeken çağın insanlarına maddi ve manevi kazancı bol, çağı aydınlatacak tasavvufi bakış açısını kainata açıklayacak mahiyettedir.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Merhamet-i İlâhiden Rahmet Damlaları

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:03 pm

Galib Efendi bu eserini yazmasındaki amacını ve bu eser nasıl oluşturduğunu şöyle ifade etmektedir:

“1949’da Cenâb-ı Hakk’ın açık bildirmesi ile, sanki benim için vazîfelendirilen şeyhim efendime biat ettim. Duyduğum, okuduğum mârifetullah, hikmet damlalarını nerede buldum ve duydumsa zaman geçirmeden not defterime yazıyordum. Hikmet mü’minin kayıp malıdır; nerede bulursa alsın. Yarım asra yakın yazdım. Bu damlalardan feyiz aldım. Rabbime yakınlık duydum. Taltif gördüm. Deryâdan bir katre de olsa hayran ve âşık olduğum Hazret-i Allah’a, bu nîmet-i ilâhîyi bizlere getiren Allah elçisine hayran ve âşık oldum. Tarîk-ı müstakîmi, mekârim-i ahlakı yaşamanın zevkini buldum. Bulduklarım ilâhî aşkın sâdece bir damlası idi. Kitapçık hâline getirip, cümle Allah kullarının istifâdesine sunmak istiyorum. Yakın mânâ taşıyanları yan yana getirmedim. Defterime nasıl not aldım ise aynı sıradan yazdım.”

Eserin baskıları devam etmektedir.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Metafizik

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:03 pm

Galib Efendinin her biri telif olan eserlerinin içinde en hacimlisidir. Hayatındaki metafizik olayların bir kısmını anlatmıştır. Bu olayları anlatırken tasavvufi düşüncesini en ince ayrıntısına varıncaya kadar ortaya koymuştur. Bir tek olayda bile çok boyutluluk göze çarpar. Bir olay anlatılırken o olayın içinde bir kaç fıkraya, kıssaya yer vermiştir. Son bölümde anlatılmaya çalışılan, ve mührün basılması, başlığı altında anlatılan mührün basılması bu eserin ilk çıktılarında 60. Sayfada yer almıştır. Bu olay kitabın içeriği ile de orantılıdır. Bu meselenin detayı aşağıda, belirtilen başlık altında yer alacaktır.

Eser takriben 90 başlık altında ele alınmıştır. Galib Efendi bu eserinde zamanında yaşamış olan mutasavvıfların hayatları hakkında önemli bilgiler vermiştir. Özellikle Çorum da yaşamış, Yusuf’u Bahri Hazretleri, Gara Şeyh Hacı Bekir Baba, Kayınpederi Şeyh Hacı Mustafa Anaç Efendi ve kendi ihvanından bazılarının metafizik olarak yaşamış oldukları halleri ifade etmiştir. Kendi ve ailesinin hayatı hakkında ise, önemli detaylara bu eserinde rastlanılmıştır ki bu eser bu açıdan önemli bir eserdir. Diğer eserleri gibi tamamen iç aleminden gelen duyguların mahsulüdür. Bu açıdan okundukça manası açılan, her okunuşta başka bir boyutun yaşandığı eser olma durumundadır. Eser kendisini sevenler tarafından çoğaltılmakta, ve arzu edilen kişilere ücretsiz dağıtılmaktadır.

Eserin konu başlıkları konu içinde anlatılanları özetlemektedir.

Galib Efendi’den büyük feyiz alan, Fazlı Al Hoca’nın bu eser ile ilgili yazmış olduğu şiirin bir kıtası şöyledir ki eser içinde Galib Efendi bu şiire yer vermiştir ki şiir eserin konusunu özetlemektedir:

Sebepler bahane güç kuvvet senden.

Sebepsiz de yaparsın, sorulmaz: Neden.

Anasız babasız Adem halk eden,

Sebep denen her şey senin eserin.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Galibi Vazifelilerin Tarik-i Müstakim Mekarim-i Ahlak El Kitabı ve İslami Tasavvuf Prensipleri

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:04 pm

Allah ’ın varlığına gerçekten inanan, emr-i ilâhi üzere yaşamaya azmeden, Allah elçisinin getirdiği şeriatı (yaşamak) ile yükümlü olduğunu kabul eden, emr-i ilâhiyi icraatında samimi olan, savum, salat, hac ve zekatı (hakkıyla) ifa (ederek) imanda zuhuru görülen kelime-i şahadete şahit kılınmış, ademlikten sıyrılan, insan olabilmenin yolunda Hazret-i Allah ’ın rahmetinden ümitli, biat ettiği peygamberinin yaşantısını, zamanın zuhuruna uygun, manasının aslını bozmadan, Allah elçisini ilâhlaştırmadan yaşayabilen, HAZRET-İ İNSAN olur, ifadesiyle başlayan, hacmi küçük ancak, Galib Efendi’nin 83 yıllık maddi ve manevi hayatında, özellikle kendi mirasını devam ettirecek olacak kişilerin önemle üzerinde durmaları ve hiç bir zaman için gözden kaçırmamaları gereken konuları özetlediği eseridir.

Eseri iki bölümde mütalaa etmek mümkündür. Birincisi; tasavvufi bütün fikirlerini veciz ifadelerle özetlediği bölümdür. Yukarıdaki giriş cümlesinden sonra; müntesip olana, dikkat edilmesi ve Riayet olunması mutlak olan hal ev hareketler, Allah ’ın zati, subûtî, ve fiili sıfatları, peygamberlerin sıfatları, mürşitte aranılacak vasıflar, müminin feraseti, tek din vardır adında islâmiyettir, şeriatlar biri diğerini iptal etmez, Akıl, Kaza ve Kader, Allah İçin Teslimiyet, Mezhebin ve Meşrebin, Vazifeli Kardeşlerime Uyarılarım, Biat; biat-ı Rasulullah’tır, Ey insan, Bu alemi ben yarattım, sen düzene koyacaksın, Kadınların Vazife ve Yetkileri, Yer yüzünde halifemi yaratacağım hitabı erkekler içindir, Gerçek Usta İzni, Mühr-i İlâhi, gibi başlıklar altında tasavvufi görüşlerini ifâde etmiştir.

Hacmi küçük ancak, içinde ihtiva ettiği konular sonsuz olan eserin, ikinci bölümü ise; toplu ve ferdî zikrin tarifinin yapıldığı bölümdür. Çeşitli hatmelerin nasıl yapılacağı hakkında bilgi verilmiştir. Galib Efendi; eseri vazifelilerine bizzat kendisi vermektedir.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sohbet Kasetleri ve Sohbetleri

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:05 pm

Galib Efendi, uzun yıllar Ankara Tevhit Caminde; Pazar, Perşembe ve kandil günleri, gerek Ankara gerekse de Antalya da sohbetler etmiştir. Bazen de diğer şehirlerde sohbetleri olmuştur. Kendisine vazife verildikten sonra bu görev başlamış ve günümüze kadar gelmiştir. Davet edildiği illere sırf bu amaçla seyahatler yapmıştır. Dinin özü olarak gördüğü tasavvufi düşünceyi anlatarak, nedim-i ilâhî ve vâris-i enbiyâlık görevini îfâ etmek amacıyla gecesini gündüzüne katarak ilden ile koşmuştur. Son zamanlarda ise bu görevini Ankara ve Antalya’ya üzerinde yoğunlaştırmıştır. İmkânların gelişmesiyle de özellikle Türkiye’nin her bir tarafından insanlar, feyizlerine feyiz katabilmek için, O’nun sohbetlerine akın akın gelmektedirler.

Mutat olan bir sohbette takriben 45 dakikalık bir ledünni sohbet, 45 dakikalık Galibi Zikri ve zikri müteakip 30 dakikalık yine sohbet yapmıştır. Bazen zikir arasında; manada ağır lisanda hafif kelimelerle dervişanını ikaz sadedinde sohbetleri olmuştur.

Arım asırdan beri yapmış olduğu bu sohbetlerde, Allah’a iman, ehl-i kitap, la ilahe illallah , Nur-ı Muhammedî, hac, savum, salat, zekat, kelime-i şahadet, dervişlik, tasavvuf, ehl-i iman, ehl-i islam, evliyâlık, tövbe ve zikir ve daha pek mevzu hemen her kesimden ve her tahsil insanının anlayabileceği incelikte tekrar tekrar işlenmiştir. Bu başlıklar sohbetlerinin en önemli konularını içine alır. Hemen her sohbette bu mevzuları izah etmiştir.

Bu konuların her sohbette işleniş tarzı farklıdır. Gönülden aleminden, ledünnî olarak insanlığa hitabeden Galib Efendi, bu sohbetleri ile her zaman bu konulara çok farklı yönlerden yaklaşmıştır. Her sohbetin kendi içinde diğerlerinden büyük farklılıkları vardır. Kendisini bir muhip olarak dinleyenler de gönülden dinledikleri için dinledikleri şey aynı konu dahi olsa, kendisine ayrı bir heyecan ve mutluluk vermiştir. Bir kelime ile çok manayı söyleyebilen Galib Efendi bu açıdan değerlendirilmesi gerekli olan bir şahsiyettir. Her anlattığı hikayedeki, anlatış ve yorumlayış farkları çok çeşitlidir.

Kendi lisanı ile Makam-ı Mustafa’dan yayılan bu türlü hikmet damlaları kişiyi çok arzuladığı ve bir zamanlar koptuğu ummana eriştirici niteliktedir. Sohbetlerinde ele aldığı mevzuları ve ele alış tarzının daha iyi anlaşılması için aşağıda sohbetlerinin bir kaçını, sohbetlerinde anlattığı fıkraları, menkıbeleri ve şiirlerini aynen alacağız.

Özellikle Sohbeti müteâkip yapılan zikrullaha bir defa katılan bir kişi defaatle bu zikrullahta bulunmayı arzulamıştır. Çünkü itminan-ı kalbin nasıl bir hal olduğu hakka’l- yakin olarak yaşanmıştır. Bu zaman zarfında, akan gözyaşları ile mânevî miraçlar yapılmış ve Allah ile mesafesiz olarak konuşulmuştur. Kişi bu atmosferde yaratanını daha iyi müşahede etmiştir.

Her hali, her anı, her sözü her hareketi yazılıp ondan feyizyâb olmak isteyenlere sunulması gereken Galib Efendi’yi bu sohbetleri bir nebze tanıtmış olur.

Çok değişik yerlerden gelip sohbetlerine katılan kişiler, ilm-i ledün ile dopdolu olan bu sohbetlerden istifâde etmişlerdir. Ve bu kişiler bu sohbetler vasıtasıyla hamlıktan başka bir diyara doğru yürümektedirler. Zira dervişleri O’na Hazret-i Allah bir şekilde tecellî edecekse şekilden tenzih ederiz, şeyhin suretinde tecelli eder. Tertib-i ilâhîdir bu, şeklindeki nükteyi anlayarak yönelmektedirler.

Bu sohbet kasetlerinin bir kısmı Kütahyalı bir kaç kişi tarafından kağıda aktarılarak, Galib Efendi’ye sunulmuştur. Bu çalışma iki bin sayfayı aşmıştır. Bundan sonra yapacağı her sohbeti yine kağıda aktarılarak gelecek asırlara bu sohbetlerin sunulması yapılmış olacaktır.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Basındaki Röportaj Ve Mülakatlar

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:05 pm

Gâlib Efendi dünyaya kapalı bir insan değildir. İçinde duymuş olduğu tasavvufî düşünceyi her zaman ve zeminde dile getirmekten geri durmamıştır. Kendisine müracaat eden hiç bir gazeteciyi, hiç bir televizyoncuyu, hiç bir dergiyi geri çevirmemiş, elinden geldiği kadar da sorulan sorulara cevap vermiştir. Bu konuda arşivi oldukça zengindir. Bu mülâkat ve röportajlar 1980’li yıllardan sonra artış göstermiştir. Yerel televizyonların çoğalmasıyla da seyahat için gittiği yerlerdeki yerel televizyonlara da bilgiler vermiştir. Nokta Dergisi, 26 Nisan 1992 tarihli Tercüman Gazetesi, 25 Ekim 1988 Tarihli Ulus Gazetesi, 14 Nisan 1989 tarihli Yeni düşünce, 12 Şubat 1989, 7 Nisan 1989, 20 Ocak 1989 Tarihli Zaman, Kanal Altıdaki röportaj bunlardan sadece bir kaçıdır. Ayrıca BBC haber ajansı da zikir ve sohbeti görüntülemişlerdir. 08/10/1995 tarihinde Kanal 6’da yapılan röportajda kendisine tevcih edilen sorular ve son soruya vermiş olduğu cevap şöyledir:[45]

a-Efendim bir tasavvuf ehli olarak tasavvuf nedir, buna ihtiyacımız nedir. Bize bu konuda açıklamalarda bulunabilir misiniz.

b-Hocam lütfen bir de günümüz insanına İslam’ı anlatırken takip edeceğimiz metot ne olmalıdır.

c- Efendim anlayabildiğim kadarıyla İslam’da hoşgörüden dem vurdunuz.

d- Ee hoşgörünün kendimize karşı sınırı ne olmalı, karşımızdaki insana karşı sınırı ne olmalı? Biraz da bu konuda izahat buyurur musunuz?

e- Efendim, halkımızın İslam’ı yeterince anlayamamasının temelinde eskiden beri bu süregelen, özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde ortaya çıkan, tekke ve medrese arasındaki anlaşmazlığın da sebep olduğu belirtiliyor. Yani bir diğer tabirle İslam’ı tamamen bilen alimlerimizin yetişmemesine bağlanıyor, ne dersiniz.

d- Bir de efendim, hoşgörünüzün temeli olarak kim ki la ilahe illallah dedi, o cennete girecek hadis-i şerifini söylüyorsunuz.

e- Son olarak insanımıza ne mesaj vermek istersiniz.

Galip Efendi:İşte hep mesaj zaten bunlar. Veriyorum. Yine peygamber efendimizin bir hadis-i şerifiyle kapatmak isterim. İnsan mümin olmadan cennete giremez, birbirini sevmedikçe mümin olamaz, Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Dünyaya hitap. Ey Allah’ın kulları kardeş olunuz. Hazret-i Rasul-i Ekrem Efendimize tabi olanlar çok dikkat etsinler bu mevzulara. Bütün dinlerde kardeşlik vardır ama maalesef ben-i İsrail Nasrani’yi mahvetmiştir, perişan etmiştir, İsa (a.s.) geldi diye. ...

İster aslan ağzında olsun, ister düşman kemendinde, sana aşina olanların ömrü saadet içinde geçer.

Alem-i lahûta pervaz eyleyen ehl-i safa

Değil İskender tacı taht-ı Süleyman istemez.

Müspetlerinin yanında bazen de bu yayınlar haddini aşan yayınlar olmuştur. Örneğin Temiz Eller Programı tamamen bir karalama yayını olarak göze çarpmaktadır. Bu durumu özellikle Muhtaç Olduğumuz Kardeşlik isimli eserinde de dile getirmiştir.[46] Ancak bu olayı müteakip gelişen olaylar bu olayın zannedildiği gibi aleyhte sonuç vermeyerek dünyanın ilgisini çekmesine vesile olmuştur.

Önce şunu düstur edeceğiz ki. Rabia Adeviyye Hatun bunun cevabını vermiş. Eline balta almış gidiyor. Nereye gidiyorsun, Ya Rabia demişler. Cenneti cehennemi yıkmaya gidiyorum. Cenneti cehennemi niye yıkacaksın, demişler. Ümmet-i Muhammedi kurtaracağım demiş. Hepsinin ağzında cennet cehennem. Ya bir de Allah de yahu. Hazret-i Allah seni cennet cehennemden sonra yaratmadı ki. Bilinmekliğimi diledim diyor. Ben gizli bir hazine idim, bilinmekliğimi diledim, zâtımdan zâtıma tecelli ettim, nûr-ı Muhammedi halkettim. Nur-ı Muhammedi de bütün rahmet-i ilahi. habibim, sana Makam-ı Mahmudu verdik. Levlake levlake lema halaktü’l-eflak bunu ifade eder. Sen olmasa idin habibim eflakı yaratmazdım. Rica ederim dikkat edelim. Ve ma erselnake illa rahmetel li’l- alemin Habibim, seni alemlere rahmet olarak gönderdik. İlla rahmet olarak. Alemlere. 23 sene değil. Buna çok dikkat edelim. Şimdi Hazret-i Rasul-i Ekrem Efendimizin irtihalinden sonra bitti mi. Hayır. Benim ashabım yıldızlara benzer, hangisine tabi olursanız sizi hakikate götürür. Kim ki zamanın imamını bulup da biat etmediyse, cahiliye devrinde ölmüş gibidir. Cahiliyet ölümü ile ölmüştür. Onun için ricâ ediyorum. Bunları niye çıkarıyoruz da ilimden bahsediyoruz. Şeriat-ı garra dört esas üzerine lütuf edilmiştir. İlm-i fıkıh, ilm-i kelâm, ahlak, tasavvuf. Fıkhın kolları vardır. Mezhepler, sonra mezhepleri niye inkar ediyoruz. Şurada uymadı, burada uymadı. ...

Galib Efendi teknolojinin her yönünü kullanarak tasavvufi düşüncesini insanlara ulaştırmaya çalışmaktadır. Mensubu olduğu mânevî okulu tanıtıcı kastet ve CD’ler yaptırıp bunları ücretsiz olarak dağıtmaktadır. Uzun uğraşılardan sonra Yavuz Bülent Bakiler’in seslendirdiği Dervişlerin Dünyası isimli belgesel bu konuda bir klasiktir.

Hakkında basında çıkan yazılardan bir örnek:

Yazıyı yazan şahıs: Sıddik Demir

Yazının İsmi: HACI GALİB HASAN KUŞCUOĞLU

Yazının Tarihi: GÜNDÜZ 22 Nisan 1995 Cumartesi

“Ümmetim geçmiş zaman göre değil yaşayacakları zamana göre hazırlansınlar.”

İlerlemiş yaşına rağmen umreye giden ve dönüşünde ellerini öpmek için uğradığımız bir Pazar Günü, rahatsızlık vermemek gayesiyle ellerini öpmediysek de nimetlerinden istifade ederek kalp huzuru içinde dergahtan ayrıldık.

Sohbetlerinde özellikle üzerinde durduğu ve her defasında tekrar tekrar değinerek istifade edenlerin hafızalarına adeta perçinlediği çok yeni içtihatlarını Peygamberin manasında ilettiği bir hadisle destekler mahiyette mesajlar vermesi irşat noktasında endişelerinin ne kadar yerinde ve sağlıklı bir metot olduğunu vurgulaması bakımından çok manidardır.

Ümmetim geçmiş zaman göre değil yaşayacakları zamana göre hazırlansınlar. Malinde hadisin mana aleminde mübarek Efendi Hazretlerine tevdi, bu konuda seçilmiş olması, hürmete, saygıya ve istifade etmeye layık anlamlar taşımaktadır.


Evet, Ankara’nın göbeğinde, suyu tanımadan su içinde bir ömür yaşayan balıklar gibi ondan habersiz olmak, gerçekten büyük nasipsizliktir.

Allah dostları, veli kulların istisnasız hikmetleri olduğu halde, ilim bakımından nasiplenenleri yani kendilerine ilim verilenleri fazla olmasa gerekir.

Hacı Hasan Galib Kuşcuoğlu Hazretleri, hikmeti ve ilmi olan Allah dostlarından olduğu da su götürmez bir gerçektir. ...

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Vakfı ve Cami Yapım Ve İmarına Verdiği Önem

Mesaj  By_Carpe_Diem Bir Perş. Nis. 22, 2010 5:06 pm

Türkiye’nin çok çeşitli yerlerinde cami yapımına önem vermektedir. Özellikle Ankara Tevhit Camisinin her şeyi ile bizzat kendisi ilgilenmiş ve çok değişik bir mimari ortaya çıkmıştır. Burası bir cami olarak kullanılmaktan maada çeşitli zikirlerle burası içeriğine değişik içerikler katmıştır. Kandil geceleri iftarlar verilip, manevi kardeşliklerin kuvvetlendirilmesi sağlanmıştır. Diğer günlerde ise yemek dağıtılmaktadır.

Galib Efendi kendisini seven insanlara, hayır ve hasenatta bulunmalarını, bizzat kendisi örnek olarak tavsiye etmektedir. Üveyszâde Hacı Mustafa Efendiyi de örnek göstererek böyle bir hayır hasenatta önceliği kendisi almış ve en fazla verenin kendisi olmuştur. Bir liste yazılmışsa bu listenin başına kendisini iki defa yazdırmıştır. İnsanlara hayır ve hasenatta ilk akıllarına geleni vermelerini tavsiye etmiştir. Zira şeytanın insanı bu ilk düşüncesinden çevirebileceğini ifade etmiştir. Ve bedava postacı geldiğini söyleyerek muhiplerinin bu konuda da önceliği almalarını tavsiye etmiştir.

Kendisini sevenlerin bulunduğu beldelerde ekmek dağıtımı yapmalarını önemle tavsiye etmekte bu işte onlara öncülük yapmaktadır. Bütün bu yapılan hizmetlerin daha organizeli olarak yürütülmesi için de, kendi ifadesine göre hiç bir politik ve çıkar hesabı gözetilmeden kurulan vakıf; Galib Hasan Kuşcuoğlu Kültür ve Eğitim Vakfı adını taşımaktadır.

Galib Efendi vakfın kuruluş amaç ve hizmet sahasını şöyle belirlemektedir:

“Vakfımızın ve üyelerimizin her partiye gönül vermiş partiler üstü kuruluş olup partiler içinde herkesin görüşüne göre seçme özgürlüğüne sahiptir. Bizi küll olarak her hangi bir partide göstermek, iftiradır zulümdür.”

Kurmuş olduğu cami ve vakfın kuruluş amacını da şöyle ifade etmektedir:

Ankara’da ibadet ve taat için Allah’ın emri olan zikrullah ve inandığımız ibadetlerimizi özgürce yapmak kasti ile lütf-ı ilahi olan Ankara’nın ikinci büyük camisini (Tevhid Camii) imece usulü ile inşa ettik. Kastimiz ayrılık değil, haşa. Camilerde Allah’ı zikretmek için hep müsaade almakla zaman geçiriyorduk. Bazılarından müsaade alamıyorduk. Çok garip kalmıştık. Arkadaşlar ile istişare yaptık. Cami yapmaya karar verdik. Camimizi Allah’a inanan her kesime açık kıldık ve Diyanet’lede anlaştık. Müftülükten Cuma ve bayram namazının kılınması için müsaade aldık. Hakikatte buna gerek yoktu. Amma biz formaliteyi tamamladık.

Hayli memleketlere bu şeraite uygun imece usulü camiler inşa ettik. Fakir fukaraya mübarek gün ve gecelerde aş, senenin her günü gücümüz nispetinde bedava ekmek dağıtıyoruz. Zengin vatandaşları bu hususta vakıf kanalı ile teşvik ediyoruz. Ve zamanla geniş camiaya her hususta yardımcı olma zevkini bütün kullarına ihsan etmesini tazarru ve niyaz ediyoruz. Câmiye bitişik bazı arsaları cami görüntüsü kapanmasın deye belediyenin teşviki ile tapusunu ancak vakıf olarak camiye aldık.

Bu muamelenin olması için bu abd-i acizin ismine, siyasi ve politik yönü olmayan bir vakıf kurduk. Amacımız fakir ve fukaraya hizmetti. Senelerdir haz duyarak bu vazifeyi ifa etmeyi başlıca zevk ve vazife edinmiştik. Şimdi ise fakir fukaraya, ekmeğini almakta güçlük çeken ailelere yardım ediyoruz. Camimizi odak noktası alarak şemsiye misâli imkanlarımız nispetinde açılmaya özen gösteriyoruz. Hali, vakti yerinde olan hayır sevenlerin kampanyaya yardımları ile ve gücümüz nispetinde ilâ-nihâye ülke çapında götürmeye kararlıyız, inşallah. Parasız ekmek dağıtma işi çok memleketlerde devam ediyor. İmkanımızı genişletip daha çok yardım etmeyi Cenab-ı Hak’tan tazarru ve niyaz ediyoruz. Vakfımızın bulunduğu yerlerde yardım yalnız ekmek dağıtmak değil. İmkanımız nispetinde her türlü yardım senelerdir devam eder. Allah artırsın. Rabbim riyadan muhafaza buyursun. Ekmek kampanyasına katılmak için vakfa üye olmak da şart değil. Her türlü vatandaşın rahmet-i ilâhiden nasiplenmesini, insani borç olduğunu hatırlatırız.

By_Carpe_Diem

Mesaj Sayısı : 35
puan : 10275
Kayıt tarihi : 21/04/10
Nerden : ANKARA

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: TELİF ETTİĞİ ESERLER

Mesaj  Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz