GALİBİLİK
Galibi Tarikatı (Galibilik): Kadiri ve Rufai tarikatlarının birleşiminden doğan, Muhammedi Tasavvufun bir koludur. Peygamberinin getirdiği ahkam dan ayrılmadan, zamanın haramiyeti belli olanların dışında, medeniyet ve teknolojiyi Tasavvufi bir anlayış içerisinde dinin vazgeçilmezi kabul eden H.Galip Hasan Kuşçuoğlu'nun, Kuran ve Hakikatten ayrılmadan, Emri İlahiler ışığında, Asrın idrakı ile, Dini anlayış ve dünyayı görüşüne göre, 21.yüzyılda sistemleştirdiği; mezheb olarak Hanefi, meşrep olarak Alevi olan Muhammedi bir tarikattır.

EĞER FORUMUZA KAYITLI DEĞİLSENİZ KAYIT OL SEKMESİNE TIKLAYARAK 1 DAKİKA İÇİNDE KAYIT OLUN . FORUMUMUZDAN SINIRSIZ YARARLANMAK VE PAYLAŞIMLAR YAPABİLMEK İÇİN SİZLERİ BEKLİYORUZ . ÜYEYSENİZ GİRİŞ YAP SEKMESİNDE FORUMA GİREBİLİRSİNİZ .

ATATÜRK HAKKINDA

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ATATÜRK HAKKINDA

Mesaj  Üzeyir Bir Perş. Nis. 22, 2010 9:47 pm

ATATÜRK HAKKINDA



ALLAH rahmet eylesin, Mustafa Kemal Atatürk’e dindar kesim “mehdi, resul” dediler. Yapılan kurtarıcı icraatlarının başka türlü îzâhı mümkün değildir. Halk arasında en büyük taltif bu türlü iken, daha on sene geçmeden nedense fikirler tamamıyla değişti. Aydın geçinen insanlar Atatürk’ü kendi inançlarına göre ilahlaştırdılar. Dindar geçinen insanlar da Atatürk’ü ne kadar küfürde gösterebiliyorlarsa o kadar âlim olduklarını zannettiler ve ispatlamaya çalıştılar. Bu türlü çarpık zihniyet hafifledi, fakat hâlâ silinmedi.

Darvin’in çarpık faraziyesinin üfürük yenilikçilerin hafızalarında zaman zaman dışa yansıdığı gibi!...

Darvin kendi fikrini kendi çürüttüğü halde Darvinin eski tezine devam bizim malum kişilerin işine geldi. ÖRNEĞİN:

3 Mart 1985’de çıkan Nokta dergisinde Atatürk’e mehdi resul denildiğinden bahsetmiştim. Çok gazete ve dergilerde mülâkatım, hakkımda yazılar ve medyada sohbetlerim vardır. En güzel idare sistemi olan Cumhûriyet’i bizler kurduk. Bizlerden kasıt zihniyettir. Şahit mi gerekli : İlk Meclis-i Mebusan kimlerden müteşekkildi? Lütfen iyi bak! İleriyi gören şeyh efendiler, hakîkati idrak eden hoca efendilerimiz değil mi idi? hayati tedirginlik olduğu halde Mustafa Kemal Paşa ile gönül birliği yaparak, bu vatan ve necip millet için hayatlarını hiçe sayanlar ; onlar iyi biliyorlardı, Peygamber Efendimiz’in “hubbü’l-vatân mine’l-îmân” buyurmasını.!.

Vatan sevgisi olmayanın îmânı da olmaz. Zamânımızdaki hâdiseler daha açık göstermiyor mu, bu hadîs-i şerîfin sıhhatini?

Yazıklar olsun... Vatan sevgisini kaybetmiş fakat Atatürk hayranlığından bahseden gâfil, gülünç insanlar zamânımızda az değil.

ALLAH rızâsı için sen ben davasını bırakalım vatanımıza sâhip olalım. Bilmeden, büyük insanların büyüklüğüne leke düşürmüyelim. Bugün vatan olarak elimizde mevcut olan Atatürkün canını fedadan çekinmediği vatan değil mi?

Bu vatanın gerçek mübârek evlatları Türk kardeşim, Kürt kardeşim, Çerkez kardeşim, Laz kardeşim, Gürcü kardeşim... Daha nice nice kardeşlerim. ALLÂH’ımız bir, dünyâ kardeşlerim, şimdiye kadar bilmeden, cehâletimizden düşman yaşadık. Bütün insanlar dostça yaşamaya mecbur. Çünkü; tertibi ve tanzimi ilâhiye göre yaratılışın sırrı olan insan dünyâyı gün-be-gün ilmi ve yaşantısı ile küçültüyor. Müslüman kardeşim bu değişime sende uymak mecburiyetindesin!. ALLÂH’ın emirlerinin nedenini görebiliyor azda olsa bilebiliyorsan.. semavi dinki İslamiyettir tevhit dininde insanlık ve kardeşlikten başka bir şey göremezsin.!

Ehl-i tasavvuf, ehl-i hakîkat gerçeği şöyle îlan ettiler: “Yetmiş iki milleti bir gözle görmeyen halka müderris olsa da, hakîkatte âsidir.”

Vatanın kurtuluşunda hayatları pahasına emekleri geçen, şüheda ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz. Makamları cennet olsun!.

Cumhûriyet’ten evvel, Cumhuriyetten sonra, diye bu vatanın kahraman evlatlarını bölmenin İslâm’ın, insanlığın adâlet yapısına ters düştüğünü senelerdir gördük. Özet olarak îzâha çalışacağım. Yoksa bu kitapçığın hacmi de, yazarı da bu türlü rahmet-i ilâhîyî anlatmaya yeteri kadar muktedir değildir!..

Yanlış anlama! Bir beşeri ilahlaştıran, ALLÂH’ın bahşettiği güzellikleri görmeyip nankörlük yapanlar, başkalarını küçümsemeyi ilericilik veya dindarlık zannedenler, dindar kesime karşı çıkmayı aydın kişilik olarak görenler lutfen kabul etsinler dalâlettedirler!.

Kabul edilsin, yâhut edilmesin şu gerçeği bu türlü vazîfem olmasından ötürü ifâde ederim ki : Bugün Şerîat-i Muhammedî’yi az da olsa bid’at ve hurâfeden sıyrılmış, teknoloji ve medeniyyetten yine az da olsa nasibini almış olan bu vatanın evlâtları değil mi ?

İslam devletlerinin hepsinden ileri olan yaşantımız, çağın yaşantısına daha çok intibak ettiğimizi ifâde etmiyor mu? Ama, yeter mi? Elbette yetmez!.. Medenî devletlerle arayı çok açmışız. Büyük bir gayretle önce onlara yetişmeye, sonra da geçmeye mecburuz. Çünkü, en mütekâmil şerîata tekâmül ve her sahada beni ademin yaratılmasının nedenine asra uyumlu mü-tekamül toplumlar yaraşır değilmi!..

Atütürk’ün de düşüncelerinin maksadı ve gâyesi bu idi. Bâzı aklı ermeyen dindarlar Atatürk’e “dinsiz” dediler, bilemediklerinden.!

ALLÂH’a yeteri kadar inanmayan, aydın geçinen bâzı zümreler de Atatürk’ü kendilerine yakın gösterip, HZ. ALLAH’a inanan kitlelerin zaafından istifâde ederek dinsizliklerine medar olsun diye Atütürk’ü dinsiz göstermeye çalıştılar!.


Bu abd-i âciz az da olsa o günleri yaşamam ve itimada şayan büyüklerimden edindiğim intiba ve senetlerle isbat ederim ki ; Atütürk dinsiz değildir ; ALLÂH’ın varlığına inanan, âhir zaman Peygamberi Hazret-i Muhammed Mustafâ (s.a.v.) Efendimiz’e hak peygamber olarak inanmış! “O’nun getirdiği hakiykatler aynen tatbik edildiği zaman kurtuluşa erersiniz” diyen bir büyük insandır.

Fatih ÇEKİRGE’nin atv’de “İktidar Oyunu” programında okumak nasip olmuştu. Aynen yazıyorum :

“Atatürk ölümünden on beş gün önce kendine geldiği zaman, dünyâ müslümanlarına şu mesajı vermiştir : “Bütün dünyânın müslümanları, ALLÂH’ın son Peygamberi Hazret-i Muhammed’in (s.a.v.) gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği tâlimatları da tam olarak tatbik etmeli!. Tüm İslâmiyet’in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli!. Zîrâ ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler.”

Mustafa Kemal Atatürk, bu mesajı başbakan ve dışişleri bakanı vâsıtası ile dünyâya açıkladı!..

(Prof. Dr. Hanif Fauk, Urduca Yayınlarında Atütürk, A.Ü. Dil, Târih ve Coğrafya Fakültesi yayınları, Ankara 1979, s. 102)

Atatürk’ü iyi tanı, hürmet et. Geçmişteki idarecilerinide tanı ve hürmet et. Hele Sultan Vahdettin Han için “vatan hâini” diyenleri ALLAH islah etsin. Zamanla târih daha tafsîlatlı yazar, inşallah.!.

“Atatürkçü şeyh olmaz” diye ahkam kesenlere derim ki : Atatürkçülük diye ne bir din, ne mezhep, ne de meşrep var. Bu vatanın, milletin kalkınması için o günkü imkansızlıklar içerisinde “vatanım ve milletim” diye kıvranan büyük insanı takdir etmeye mâni olacak bir şeyi kabul etmem mümkün değil. Sen nasıl aksini düşünüyorsun? Biliyorum ki doyurucu bir izah yapamayacaksın.. Çünkü öyle bir sermaye mevcut değil tutarsız cehaletine doğrusu hayret!..
avatar
Üzeyir

Mesaj Sayısı : 32
puan : 10219
Kayıt tarihi : 21/04/10
Yaş : 32
Nerden : Ankara

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz